Hani her insanın anavatanı çocukluğudur denir ya, anavatandan başlayıp, büyük kentlere doğru, düşe kalka, sere serpe yapılan yolculuklar içerisinde binbir insan manzaraları, binbir öykü vardır, great çocuklara great gençlere dair.Anavatanından kopup gelen binlerce insan hazin duruşlar sergilerler metropollerde, mega kentlerde. Canları yanar, ruhları ölür, onurları zedelenir. Onların yaptığı soluklanarak, sadece karın tokluğuna yaşam mücadelesi vermektir. Yaşam, şamar gibi yüzlerinde patlayınca iş işten çoktan geçmiş olduğunu anlarlar ama, iş içten çoktan geçmiştir artık. Ya çocuklarını yitirirler ellerinden hangi yola saptığını bilemeden, ya karısını kaptırır bir girdaba ya da adam kopup gider yuvadan bu keşmekeşin içerisinde. Aile birliğini, dirliğini, düzeni ara ki bulasın. Ne ataerkil baba duruşu kalmıştır ne saygı ne sevgi.Rıfat, bundan yıllar evvel terör belasından kaçarak tası tarağı toplayıp Diyarbakır’dan çıkıp gelmiş, taşı toprağı altındır nasıl olsa dediği İstanbul’a. Başını sokacak bir evi varmış köyünde, küçük tarlası, bahçesi kendi yiyeceklerini yetiştirecek kadarmış. Birkaç koyun-keçi, birkaç da tavuk…Sabah gün doğduğunda, güneşin, ayazın yaktığı, çatlak, nasırlı elleriyle çalışmaya başlar gece yattığında yorgunluktan belini alamazmış. Ama endişesiz, huzurlu yatar, öyle de kalkarmış döşeğinden.Bu huzurun kıymetini İstanbul’da yaşamaya çalıştıkları zamanda çok daha iyi anlamış.Taşı toprağı altın değilmiş bu ucu bucağı olmayan devasa şehrin.Güzel, büyüleyici ama bir o kadar korkunç şehir, bir bir yutmuş onları.İlkin kendisi çalışıp bakacakmış evine, eşine çocuklarına, kazın ayağı öyle değilmiş ama, para kazanmak da pek o kadar kolay değil….Kendisi gündelik işler bulup orada burada çalışırken, karısı kendileri gibi yaşamak için debelenip duran komşularından birinin aracı olmasıyla, temizliğe gitmeye başlamış farklı evlere. Büyük kızı bir kuaförün yanına girmiş eve üç-beş kuruş katkı olsun amacıyla, diğer kızı da çocuk bakıyormuş. Elde yok avuçta yok, ev kira, herşey paraymış bu şehirde, ne kazansalar yetmez olmuş zira.Önce oğlan uçup gitmiş ellerinden, kiminle, nerede demeye kalmadan çoktan mesken etmiş çocuk kendisine, elinde bir torbayla tiner çekerek köprü altlarını. Ardından büyük kzı karnı burnunda oluvermiş ne olduklarını anlayamadan daha. Annenin ve küçük kızın çalıştığı çektiği sıkıntılar da cabası.Ne namus almış ellerinde, ne örf-anane, ne onurları kalmış zedelenmeyen ne de gururları. Ruhları ölmüş, yaşayan ölüden farksız dolanır olmuşlar sadece.Ne dirlik kalmış ne düzen, geldikleri yerde kendi kendilerinin efendisiyken üçüncü sınıf vatandaş oluvermişler birden taşı toprağı altın bu şehirde.Yaşamak mı yoksa sürünmek mi bu?diye düşünmüş Rıfat.Ne ileri ne geri hesabı.Ne memleketine geri dönebilmiş, ne de yaşamayı becerebilmişler İstanbul’da…
![]()
koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su
Damacana Su Bayiliği Alın :
1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız:
1- Akdamla Su
2- Damak Su
3- Uludağ Su
Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46
- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -
-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al