Büyük Türk-Arap Turizm Buluşması

Büyük Türk-Arap Turizm Buluşması

04 Nisan, 2012 | 17:57

Bursa Valisi Şahabettin Harput, ”22 Nisan’da Arap ülkelerinin turizm bakanları ve turizm yetkilileri, seyahat acenteleri ve marcaları ile Türkiye’deki turizm yetkilileri, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın katılımıyla Bursa’da büyük bir turizm buluşması yapacağız” dedi.

Vali Harput, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile düzenlediği basın toplantısında, Bursa’nın son zamanlar turizm konusunda atılım başlattığını söyledi.Bu atılımın önemli bir basamağının ise 22 Nisan’da yapmayı planladıkları ”Büyük Türk-Arap Turizm Buluşması” olduğunu vurgulayan Harput, ”Arap Birliği Turizm Örgütü ile daha önce yaptığımız mutabakat sonucunda 2013 yılında Bursa, Arap alemi için ana destinasyon ilan edilmiş. 22 Nisan’da Arap ülkelerinin turizm bakanları ve turizm yetkilileri, seyahat acenteleri ve firmaları ile Türkiye’deki turizm yetkilileri, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın katılımıyla Bursa’da büyük bir turizm buluşması yapacağız” diye konuştu.Harput, Arap ülkeleri turizm bakanlarının toplu olarak Türkiye’de ilk defa bir araya geleceklerini belirterek, şunları söyledi:”Bu önemli bir olaydır. Elbette Bursa tesadüfi bir yer değildir. Arap ülkeleri ve Arap coğrafyası için Bursa’nın taşıdığı büyük zengin cazibe, onlar için burası olmazsa olmaz değerde ve önemde bir yer. Bursa’nın iklimi, sıcak ve soğuk suları, şelale ve gölleri, yeşil dokusu, taze meyve ve sebzeleri Uludağ’ı, tarihi zenginliği, derinliği ve aynı kültürü paylaşan güzellikleri Arap alemi için, bizim için önemli bir zenginlik olarak hepimizin üzerinde durduğu gerçekler. Bu gerçeklerin ışığında daha evvel yaptığımız protokol gereğince, 22 Nisan’da yapacağımız buluşmanın son hazırlıklarını gözden geçirmek üzere Suudi Arabistan’a gittik. Arap Birliği Turizm Örgütü Başkanı Dr. Bandar Bin Fahd Al-Fuheyd ile ayrıntılı olarak görüştük. İslam Kalkınma Bankası Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Tıktık ve yetkililerle de görüşme imkanı bulduk. Neticede programa son şeklini vermek üzere verimli bir görüşme yaptıktan sonra Bursa’ya döndük.”

Başbakan Erdoğan’ın katılımı

Valisi Harput, buluşmaya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacak olmasının toplantının daha büyük bir anlam ve önem kazanmasını sağladığını belirtti.Özellikle de Arap aleminde esen ”Arap Baharı” rüzgarlarında Türkiye’nin çok ciddi ağırlığının ve itibarının olduğunu anlatan Harput, ”Başbakanımızın böyle bir programa katılıyor olması, hem Bursa için büyük bir onur hem de Arap alemi üzerinde Bursa’nın daha iyi hissedilmesinde çok önemli bir etken olacaktır. Bizim için bu da çok önemlidir” ifadesini kullandı.Harput, 15 ülkenin bakan düzeyinde katılmasının kesinleşmek üzere olduğunu belirterek, şöyle devam etti:”Bu tür programlar genellikle 6 ay, 1 yıl önceden planlanır. Biz yaklaşık 2 aylık bir süre içerisinde yaptığımız planlamaya rağmen, bakan düzeyinde ciddi bir katılımın olmasını sağladık. Onun dışında, inşallah turizm sektöründe firma ve yetkililer düzeyinde ciddi bir katılımla gerçekleşecek. Bu işin Türkiye ayağında da Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Bursa’mız ve Türkiye’de değişik illerimiz, Turizm kuruluşlarımız, müesseselerimiz, sağlık turizmiyle alakalı olanları dahil olmak üzere yer alacak. Büyükşehir Belediyemiz de Atatürk Kongre Kültür Merkezinde kurulacak fuarla ilgili hazırlıklarını yürütmektedir.”Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de Bursa’nın turizmde açılım yapması için gerçekten güzel bir organizasyon gerçekleştirildiğini belirtti. Altepe, şunları kaydetti:”22 Nisan’da Bursa’da gerçekten büyük bir zirve gerçekleşecek. Buluşmanın en güzel şekilde gerçekleşmesi, aksaklıkların yaşanmaması ve örnek teşkil etmesi, gelecek yıllarda da bunun sürdürülebilmesi ve geleneksel hale gelmesiyle ilgili olarak bunu fırsat olarak değerlendiriyoruz. Buluşmanın en güzel şekilde gerçekleşmesi için kurum ve kuruluşlarla çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.”

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.Başbakan Erdoğan, Bursa Valisi, Bursa Valisi Şahabettin Harput, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Şahabettin Harput, Türk Arap Turizm, Türk-Arap Turizm Buluşması, Türkiye turizm yetkilileri,


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Damacana Su Bayiliği Alın :
1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız:
1- Akdamla Su 2- Damak Su 3- Uludağ Su
Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46

- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -

-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al

Yazdıkça çoğaldım, çoğaldıkça hüzne daldım

‘’Güzaltı’’ vardı buralarda bir zamanlar ‘’Tut şu hüznün yerini değiştir, yaz geçer’’ yazmıştı tanıtım alanına… Tuttum bende o zamandan beri, hüznün yerini değiştirip, yazıp durdum geçer belki diye…Yazdım, çizdim, değiştirdim durdum her bir anın yerini… Ben yazdım, değişir belki hüznüm de anımda dedim. Yaşananlar değişti, anlar değişti, kişiler değişti, belki ben değiştim ama hüzün değişmedi, hüznün yeri değişti…Yaşadığım yerin her bir karesi çizildi durdu içime. Kanardı çizilen resimler. Ben geçtim de buradan, o geçemedi bir türlü. İsyanıma denk geldi bazen, sevincime bazen de ama hep eksikliğe, yarımlığa, özleme, yaşayamamaya, vazgeçmeye, kabullenmeye, susmaya…Ne dağlarına sözüm geçti, ne de yollarına. Baktığım noktaya başka başka pencerelerden baktım, pencereyi kapadım ruhumla gördüm, yetti dedim, isyanıma perde ettim. Geçemedi tutturduğum inadım, vazgeçmedim, dinmedim, çağladım. Anlaşılmadım, dinlenmedim, kabul edilmedim bazen. ‘Sadece burada yaşayan bilir’ dedim, vazgeçtim anlatmaktan…Vazgeçişlerimin sesini dinledim, dindirdim susayışlarımı, belki dedim belki bir gün… Yazılamamış, söylenememiş boşluklar biriktirdim, kocaman denizlere attım…İçim susmadı, içim taşıyor taştıkça da yazıyorum hüznümün yeri değişsin diye…


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Tersine dünya; İnsan neyse o değildir

Sanki her şeyin tersi kıymetli… Olmadığın durum değerli ve özlenen…- Bekarsanız; evlenmek, çoluk çocuğa karışmak kutsal bir emir sanki size… Ödülü ise düzenli bir yaşam, ”düzgün” bir eştir… Çocuk olmasa başa çıkılmaz bir dert… Olsa gönüllü kölelik…- Evliyseniz; özgür olmak, hesap vermemek, dırdır çekmemek hayallerinizi süsler… Bu duyguların asıl adı, sorumluluktan kaçmak hatta çapkınlıktır… Neyse bu konu çetrefilli, yandan geçelim.- İşsizseniz; İş bulup çalışmak yaşamdaki tek amacınız olur… Kimseye muhtaç olmayacak bir gelir, işe yarama duygusu, toplumsal bir statü için çalışıyor olmak gerektiğine inanırsınız ve o güzelim anları kendinize zehir edersiniz… Siz etmeseniz başkaları zehir eder… Neye yarar toplumsal statü ve işe yarama duygusu hala anlamadım…- Çalışıyorsanız; bir saatlik işten kaçış bile kutsaldır… Hafta sonları, yıllık izin hatta çalışmadığını bir gün bile kıymetlidir… Kısacası çalıştığınız saatler yaşamadığınız, yaşadığınız saatler çalışmadığınız saatlerdir…‘’İşte ben buyum” diyemeden göçüp gitmek galiba insanın kaderi… Nereye varsan, neye ulaşsan, hangi düşüne kavuşsan, yeni yollar seriliveriyor önüne…Çalışıyorum şu an ve güzelim saatte… Konyaaltın’da bu saatlerinde bira içmeyi, ”etrafı” kesmeyi, çılgın düşüncelerle uğraşmayı çok özledim… Şu an önümdeki bilgisayarı camdan aşağı atmayı ve evrakları yırtmayı arzulayan düşüncelerime ”çüş” diyor


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Kalemim mi ben mi?

21.01.2012

KALEMİM Mİ BEN Mİ?Hayatta amacın yoksa, umutlarını yitirmişsen neredeyse durma noktasına gelirsin. Bir gün seni yakalar ve öylece donar kalırsın. Ben ne yapıyorum, nerdeyim deyip de düşündüğün olmuştur muhakkak. Peki nerdesin, kimsin, yanıtladın mı? Artık zaman geçti… Öyle aynalara bakıp zaman geçirmenin de sana faydası olmayacaktır.Peki konuya başka bir açıdan bakalım. Kendinle ilgilenmekten başka ne yaptın? Bugün ne kattın hayata? Çözüm arayan birine yardımcı olabildin mi ya da bir canlıya yemek verip onu sevindirdin mi? Hadi bir şey yapmadın, bir bitkiye su verip onun canlanmasını sağladın mı? Hiç olmadı “Ben de varım bu hayatta oh” diyebildin mi? Faydalı olduğunu damarlarında az da olsun hissetiysen insansın hala.Şimdi kendine dön tekrar. Yazıyor musun bu ara? Kalem paslanırsa sen de paslanırsın. Biliyorsun değil mi?  Kendi paslanma sürecini biraz olsun geciktirmiş olduğunu görüyorum. Ama ya kalemin o aynı mı? Ne de çok soru varmış kafanda?Öyleyse seç bakalım? Ne paslansın? Öyle bir pas olsun ki geriye iz kalsın… Hiç silinmesin. Sen paslanırsan çürüyüp gidersin, kalem paslanırsa yazmaz… Her ikisi de paslanırsa ne olur? Kalemim mi, ben mi? Hala soruyorsun kendine kendine… Duyar gibiyim… Kim kalsın, kim bitsin? Sonuç ne olursa olsun çok düşünme… Biten bitmiş zaten…Serenay ÖZTÜRK


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Sevda bende hani yar

hani beklediğinden
bir ses beklerken
ya deli ya veli
olur ya insanbir ağırlık ölçüsü tarz dili
çisten okyanus birader
ufukta gümüş ten gemi
ateşten pürgam nağmeler- hani yar hani yar hani yar
derviş keşkülü gümüşten bir zincirle bağlı
yüreğimin anakarasında bin bir ahter terli
gül ağacı çiçekyaprağı bende ben de!nil – ateşli sayıklamalarbende(f ):A FAR OFF kul.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Bostanlı’nın güneşi

İzmir’de öyle bir gün yaşadım ki uzun zamandır yapamadıklarımı yaptım diyebilirim.İzmir Karşıyaka’daydım. Bostanlı’nın Tuzu Biberi’ne tuz biber olmaya gittim.Göreceklerimi gördüm ama çekeceklerimi tam çekmedim. Ancak şunu söyleyebilirim ki weblogda gördüğünüz resim benim objektifimden özenle çıkmıştır.Blog yazarlarıyla buluştum nihayet. Hem de adımı ve resmimi gizlememe rağmen!Blogda en çok güvendiğim ve içimi döktüğüm Gülgün Karaoğlu’nun geç olsa da geldiğinde elimi sıkıp da hal hatır sorduğu anda dünyalar benim oldu.Bu arada evde ateşli bir tartışmanın içinden çıkmam toplantıda iştahımın kesilmesine neden oldu. Ancak yazarların ısrarıyla tost siparişinde bulundum.Toplantıya giderken fotoğraf makinemi yanımda götürmüştüm ama orada nedense çıkarmaya cesaret edemedim.İş arkadaşımdan telefon gelince toplantının ikinci bölümüne katılamadım.Katılan blog yazarlarının adını anmak benim için sıkıntılı. Bu yüzden kusuruma bakmasınlar. Ancak İlyas Bayram, Muzaffer Çellek ve Ayşen Aslangiray Kuray’a teşekkür ediyorum.İzmir’de uzun zamandır yaşamama rağmen güneşin batışını hiç yakalamıyordum. O da bu güne nasipmiş.Bakalım bir dahaki toplantıya katılabilecek miyim?Asi Güvercin


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Bir yanım eksik kalır

Ne zaman çekip gitsen benden
Bir yanım eksik kalır hep
yalnızlaşırım
omuzlarıma karanlık çöker…yokluğunda
iyisi mi diyorum
seni içimden koparıp atmalıyım
sonra vazgeciyorum…
kurtulmak olası mı senden
sen yine de
gitmek istiyorsan hadi git
çok uzaklara…mutlu olacaksan eğer
üzüntü(m)n bende kalsın
sen kokan gülüşlerin
saklı bende…sen giderken baharım soldu
gözlerin bende battı
sevinçlerim yok oldu
sensizliğinle soldum…


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

We will be able to all the time love you Whitney

Bu sabah, “Bir otel odasında ölü bulundu” manşetinin detaylarını okumaya başladığımda, ünlü bir sanatçının vefat haberine hazırlamıştım kendimi. Çünkü hep böyle olurdu, en son yine dünyaca ünlü bir sanatçının, Gary Moore’un ölüm haberini, buna benzer bir manşetin altında detaylandırılan haberde okumuştum.”Bir otel odasında ölü bulunurdu” iyi sanatçıların bir çoğu ve yine öyle olmuştu.Whitney Elizebeth Houston; tam altı Grammy ödülüne sahip, Birleşik Devletler doğumlu bir Soul – Rhythm & Blues sanatçısıydı. 30 yıllık müzik kariyerine, hepsi liste başarısı gören tam yedi stüdyo albümü sığdırırken; sinema dünyasında da adından söz ettirmeyi başarmıştı. Bunlardan en bilineni, hiç kuşkusuz Kevin Costner ile başrolleri paylaştığı 1992 yapımı “The Bodyguard” filmiydi.Houston; dün, Birleşik Devletler – Kaliforniya saatine göre 15.55′de vefat ettiğinde henüz 50′sinde bile yoktu. Fakat meşhur olmanın negatif yükünü, “bir otel odasında ölü bulunan” diğer üretken sanatçılar gibi hissetmiş olmalı ki; tüm benliğini uyuşturucu kullanarak öznelleştirmek istedi. Bazen bunu başardığını sandı belki de; lakin sonuç diğerlerinden farklı olmadı.Yine de şu bir gerçek ki; Houston’ı sevenler, O’nu nasıl hatırlayacaklarını iyi biliyorlar:We will all the time love you, Whitney!


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Galatasaray Kayseri’yi de yenerek 2 maçta 2×3 yaptı

11 Şubat 2012 günü renkdaşı Kayseri ile ‘Ali Sami Yen Aslantepe Arena’da oynadığı 26. Spor toto süper lig maçında 1-0 ile 1 3 puan daha alarak, puan toplamını 57’ye çıkardı.
Golü 32 dakikada; başlattığı atağı gol ile sonuçlandıran Melo attı. Melo atağı adeta pivot santrafor (Torinolu Şaban’dan öğrendim… Meğer kendini betimliyormuş) gibi başlattı. Yani; fizik gücünü kullanarak karşı savunmayı yorarak ve yararak perişan etti, asistini yaptı, sonra o asist kendisine asistlendi ve vurdu kafayı gol yaptı, 1-0… Maç da böyle bitti.
Kimler mi iyi idi, her iki takımda… Aslında güzel maç oldu. Kayseri en az 1 puan alabilirdi, fakat en çok puanı verdi ve eli boş döndü.
Engin bile o fiziğiyle, adeta güçlü fiziğe ve hava toplarına sahip, asist yapan, gol atan topçular gibi, yani pivot sntrfor gibi oynadı. Demek ki, pivot santrfor olmak için ille de uzun boylu olmak gerekmiyormuş.
Bir de ‘sprinter oyuncu’yu öğrendim. O da; Baros gibi oyuncularmış. Yani, hızlı atağa kalkan tekniği yüksek, çabuk ve hareketli topçu.
İşin şamatası. Bunları biliyorduk elbet, fakat artık futbol damak tadı vermediği için ben de ‘Ti’ye alayım dedim…
Yalnız, ‘Umut vaat eden atak’ deyimini yeni öğrendim, fakat o da zaten yeni çıkmış. Ama, hakem Özgür Yankaya hiç de umut vermedi. Dahası eski umutları bu maçta yok etti. Her 2 takımın da ‘maçın sonucuna etke etmese de’ hakkını yedi. Hele ki, maçın adamı-ki hak etti- Elmander’e yapılan hareket ‘son adam olması nedeniyle’ kesin kırmızı idi, Özgür, çok özgür davranarak oyunu devam ettirdi. Emre’ye yapılan %a distant FIFTY ONE penaltı idi.
Şu kalecilerin oyundan çalmak için, sallanmaları, en az Ömer Çat kıç kadar beni öfkelendiriyor. Bunun önünü almak için, ya kalecilerin erken sarı kart görmesi veya erken gol yemesi gerekiyor.
Necati, Antep’teki Necati değildi. Aslında şansızdı. Doğrusu Kaleci iyi idi. Sabri’nin sağ kanadı iyi değildi, bu kanadı Kayserili bestçular kolay geçti. Riera fena değildi, ilk kez oynadığı solbekte. Diğer tüm topçular iyi, Semih, Engin, Müslera, Elmandır ise çok iyi idi. Müslera her geçen gün büyüyor, Engin de öyle. Emre Çolak etkindi, Sabri sıkkın… Sabri’nin bir iki hareketi bir iki gole neden olabilirdi.
Terim mi nasıldı.? Bana pek iyi gibi gelmedi. Bir sıkıntısı var. Baharda, yani sözleşme bitim ayı Mayıs’ta bu sıkıntı sürgün vermesin…
Kademelere gelince; defans iyi idi, orta alan, değildi, çünkü zaman-zaman defansın arkasına top kaçırdı, az daha maçını tadını da kaçıracaklardı.
Galatasaray: Muslera xx, Sabri Sarıoğlu xx, Semih Kaya xx, Ujfalusi xx, Riera xx, Engin Baytar xx (Dk. NINETY Yiğit Gökoğlan ?), Melo xxx, Selçuk İnan xx, Emre Çolak xxx (Dk. 87 Ceyhun Gülselam x), Necati Ateş xx (Dk. SEVENTY TWO Sercan Yıldırım x), Elmander xx
Gol: Dk. 32 Melo (Galatasaray)-Kayserispor :1-0
Lig’in 25. Maçı, four Şubat 2012’de Gaziantep’te idi:
En son söylememiz gereken şeyi, en başta söyleyen bir yapımız var. Bu yapımızı Necati Ateş’in five yıl sonra tekrar Galatasaraylı oluşunda da yansıttık. Başarılı olamaz, yavaş ve huysuz benzeri şeyler söyleyerek. Ben buna dâhilim;a distant çünkü “Necati Ateş Galatasaray’ı ateşleyebilir mi?” sorusu ile ironi yaptım.
Necati, maça çıkmazdan ; “Ben, 2008-9 yılında, 1,5 yıl kiralık oynadığım Actual Sociedad’ta, yani İspanya’da olgunlaştım…” dedi. Maça çıktıktan sonra da; forvetlerin en zor gol attığı ‘kaleci ile karşı-karşıya kalma pozisyonunda’ golünü atarak, “Ben usta bir golcüyüm” dedi. Bence, Necati 200four-8 yıllarında GS’da yaşadığı olgunsuzluğunu, 2,5 yıl oynadığı Antalya’da pekiştirerek olgunluğa çevirmiş. Evet, gerçekten olgunlaşmış ve gerçekten usta bir golcü. Galatasaray’ın Avrupa takımlarından kaliteli bir golcü alamadığı bu süreçte, yani 2011-12 sezonunun ikinci yarısında yaptığı en akılcı futbolcu aktarımı. Bir Hagi katkısı sağlamasa da, GS’ya büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Ne ilginçtir ki, Necati Galatasaray formasını ilk; 200four yılında, Antep maçında Hakan Şükür’ün yerine girerek sırtına geçirmiş ve tam four yıl taşımış. Ve de yine tam 4 yıl sonra tekrar Galatasaray’a dönerek 8 yıl sonra yine bir Antep maçında Galatasaray’ın o şerefli formasını sırtlamış. Galatasaray’ı da en az 4 yıl sırtlayacağına inanmaya başladım. Çünkü Ateş’in Hagi ve Baros gibi kırmızı kart tutkusu yok, onun tutkusu sarı kırmızı…
Galatasaray’ın Antep deplasmanı, resmen kısmı 1950’nin İnönü stadında oynandı. Evet, sahanın büyük bölümü balçıktı.
İki takım da 25. Lig maçına dikkatli başladı. Dikkati o denli abarttılar ki, futbol ilk 25 dakika dikkatlerinden kaçtı. O dakikadan sonra harika iki takım sahada görünmeye başladı. İlk yarı en az 3-4 gol izleyebilirdik, fakat ilk yarı golsüz bitti.
İkinci yarı da 25. Dakika sonrası ortaya çıkan müthiş futbol vardı, goller vardı. Doğrusu ilk 25 dakika nanay, ondan sonra şinanay yavrum şinanay…Özellikle, SEVENTY SIX metre most sensible sürerek ve adam eksilterek, Elmander’e galibiyet golünü attıran müthiş bir Engin vardı, Elmander vardı, Necati vardı, doğrusu GS ve Antep vardı, fakat 3 puan; hakem Bülent Yıldırım’ın internet penaltısını vermediği Galatasaray’a vardı ve ilk yarı hakem Abdullah Yılmaz’ın neden olduğu yenilginin rövanşı alındı. Evet ligin en çok kornerini atan GS, Antep maçında hiç korner atmaksızın, sadece 2 gol atıp 3 puanı tahtasına yazdı.
Necati Galatasaray’daki ONE HUNDRED. Maçında FORTY NINE. Golünü, Elmander ise 25. Maçında NINE. Golünü attı…
Galatasaray: Muslera xxxx, Selçuk İnan xxxx, Elmander xxxx (Dk. EIGHTY TWO Ceyhun ?), Melo xxxx, Ujfalusi xxx, Hakan Balta xxx, Semih Kaya xxx, Engin Baytar xxxxx (Dk. SEVENTY EIGHT Albert Riera x), Emre Çolak xx, Sabri x (Dk. FORTY SIX Yiğit Gökoğlan xx), Necati Ateş xxxx
Goller: Dk. 50 Popov (Gaziantepspor), Dk. FIFTY THREE Necati Ateş, Dk. SIXTY SIX Elmander (Galatasaray)
Yıldızlara baktığınızda, kimin iyi oynadığını görmenin yanında %a distant NINETY takım olarak iyi oynadılar diyebilirsiniz. Maç kurgusu ve taktiği ise, bilinen Terim kurgusu ve taktiği. Tek eksiği; Sabri’ye değil de Emre’ye sabretmemesi.
Kayseri maçı da, belirttiğim gibi; aynı çizgide, aynı kurguda, aynı coşkuda ve iyi futbolla oynandı. Belli ki play-off GS başarısıyla sonlanacak.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32
 


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Bekdiğin… Sarkacın ortası

küçük dağ istasyonları kurmuşlar
ellerinden öper gibi tepelerin.
çok bayramlar göresin de
ürperir yine de insan düdük arfesinde.
bekdiğin
sarkacın ortası.
bozkırda yeşil bir dal gibi umut
aylardan vişne mevsimi
tatlı buruk…
umarsız fişeng gibi çıkagelir tren aniden
götürür kimisini
bırakır kimisini
bir dolu saçma yarası
gibi birden eksiklik…
günebakanların boynu bükük
akşamı bekler sessizce
sarı hummalı bir bulut
a kuzum
insan neden vurur kendini yollara
leyleği havada görmeylen…
neden zorlar kendini yollara kırbaç kırbaç
neden gölekler mendilinde bi tomar gözyaşı
ceviz gölgesinde çömeldikçe…
şimdi eski denizlerin yeni dalgaları
vurur kıyıya kabuk
yaklaştıkça büyüyen bir kızılırmaktır akan
kulağını dayasan
vura vura taşalara
kıra kıra taşları…
ne ki gelincinik gibi gül yüzü kan
kırlangıç çırpıntılı.
kaldım işte kendim’ilen başbaşa…


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su