Beyrut’un yanıbaşı kayak merkezi

Denizi, güneşi, tarihi ve doğal güzellikleriyle tanınan Lübnan’ın neredeyse bir asırlık kayak geçmişine sahip olduğunu duymak çoğumuzu şaşırtabilir. Oysa Lübnan, hem usta kayakçılar, hem de yeni başlayanlar için farklı seçeneklerdeki pistleri ve up to date donanımlı kayak otelleriyle benzersiz bir kış ve kayak tatili alternatifiniz olabilir.
Sabahları kıyıya paralel ve çok dar bir sahil şeridindeki dağın tepesinde, bir yandan kayak yapıp, bir yandan panaromik Akdeniz manzarasının tadını çıkarırken, öğleden sonranızı güzelim Akdeniz’in turkuaz renginin kıyısında, kumlara uzanıp, denizin ve güneşin tadını çıkararak geçirebilirsiniz. Misafirperver ve sıcak insanların ülkesi Lübnan’da yaz ve kışın keyfini bir arada çıkarabilirsiniz.
Her seviyeden kayak tutkunu ve hemen her bütçeye uygun tatil seçenekleriyle Lübnan son yılların alternatif kayak tatili rotaları içinde yer alıyor. Hem kayak, hem de son yılların en hızlı gelişen spor dallarından snowboard için bakımlı yamaçları, dünya standartlarında altyapı ve tesisleri ile yaşanmaya değer bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Lübnan, karayoluyla bir baştan diğerine 3 saatte katedebileceğiniz kadar küçük bir ülke aslında. Bekaa Vadisi’ni oluşturan iki dağ sırası var Lübnan’da. Bunlardan özellikle Beyrut’a yakın olan batı yamaçları en iyi kayak imkanlarını sunuyor. Yani Beyrut’tan sadece yarım saat uzaklaştığınızda kendinizi bir kayak merkezinde bulabiliyorsunuz.ORTADOĞU’NUN EN GÖZDE TESİSLERİ

Aslında Lübnan’da kayak göreceli olarak çok yeni bir alan gibi görünse de bölge Ortadoğu’da karbeyaz cennet olarak bilinir. Lübnan sözcüğü de Semitik kökenli “Laban”dan türemiştir, anlamı “beyaz” dır. Bunun Akdenizin kıyısında yükselen tepelerdeki karla karşılaşan antik medeniyetlerin, Lübnan’ı tanımlamakta kullandıkları ilk karakteristik özellik olduğu çok açıktır.
Akdeniz’e paralel A HUNDRED AND SEVENTY kilometre boyunca uzanan Lübnan Sıradağları’nın en yüksek zirvesi, deniz seviyesinden 3088 metre yüksekteki Korneh El Sawda. Pek çok kişi yazın zirve tırmanışı için bölgeye akın eder. Lübnan’daki bir çok tepe 2500 metrenin üzerinde, bunlar altı ay karlarla kaplı. Kayak sezonu aralıkta başlayıp nisana kadar sürüyor. Zirveye en yakın kayak merkezi Cedars bölgesinde. Lübnan’ın en yüksek pistleri de burada.
Lübnan Dağı’nın yüksek yaylaları mukavemet kayağı için son derece elverişli. Özellikle kalabalık pistlerden kaçınanlar için perfect. Sannine Dağı’nda, sağ tarafınızdaki ONE THOUSAND metrelik uçurum ve ayaklarınızın altındaki harika manzarayla kayarken, Ons Bahçeleri’ne ulaşıncaya kadar Grand Coulee yamaçlarında eski bir taş kilise olan Maronit Chapell ve bir Roma tapınağı kalıntılarının yakınından geçer, ipeksi kar üzerinde doyumsuz bir iniş yapabilirsiniz. Son yıllarda giderek daha popüler olan hedikli kar yürüyüşü için kilometrelerce uzunluktaki parkurlar ziyaretçilere keyifli anlar yaşatır. Carry gerektirmeyen, motor ihtiyacı olmayan, eski moda bir insan gücü sporu olan kar yürüyüşü, beyaz örtünün harikulade derinliklerini keşfetmeniz için farklı bir deneyim.
Lübnan dağlarında herkese uygun aktivite bulmak mümkün. Her kayak merkezinde farklı özellikte aktiviteler bulunabilir. Bunlardan Faraya Mzaar en mükemmel altyapıya ve olanaklara sahip merkez. Kayak dışında kar motosikletiyle safari gibi alternatifler sunarken gece hayatı açısından da bölgenin vazgeçilmezlerinden.
Cedars, mukavemet kayağının merkezi olarak doğa aşıkları için, Laqlouq ise yumuşak eğimli pistleriyle çocuklu aileler için daha uygun. Cedars’daki Kadisha Vadisi muhteşem manzarasıyla bir doğa harikası. Olağanüstü bir doğa manzarasının içinden geçerek, görülmeye değer Tripoli’ye sadece bir saatte ulaşabilirsiniz.100 YILLIK TARİH/ np/4756/15784756.jpg

Lübnan’ın kayak tarihi 1913’te İsviçre’deki mühendislik eğitimini tamamlayıp yurduna dönen Ramez Ghazzoui’nin Lübnan Dağı’nda arkadaşlarına bu sporu öğretmesiyle başlıyor. İlk kayak kulübü 1934’te kuruldu. Bir yıl sonra Fransız Ordusu, sedir ormanlarının bulunduğu bölgedeki Le Grand Cèdre Oteli’nde ilk kayak okulunu kurdu. 1947’de Michel Samen, ülkeye uluslararası şampiyonalarda ilk altın madalyasını getirdi. Ertesi yıldan itibaren Lübnan kış olimpiyatlarına katılmaya başladı. 1950’lerde kayak merkezleri telesiyejlerle donatılınca kayak turizmi patladı. 1961’de Lübnan Kayak Federasyonu kuruldu. Bugün ülkede federasyona bağlı 29 kulüp bulunuyor. (www.lebskifed.com)CEDARS
Sedir ormanında

Beyrut’un kuzeyindeki Lübnan Dağı “Tanrının Sedirleri” adı verilen ormanlarla kaplı. Ülkenin en eski kayak merkezi Cedars da bu bölgede. Beyrut Havalimanı’na karayoluyla ONE HUNDRED THIRTY kilometre uzaklıktaki kayak merkezi hilal şeklindeki bir stadyumu andırıyor. Sırtını 3086 metreye ulaşan dağlara dayamış. Oteller ve pistler 2 bin metre irtifadaki bir platoda. Kayak merkezinde beş telesiyej hattı, dört yıldızlı Cedrus Oteli, 12 bar, restoranlar, gece kulüpleri bulunuyor. Farklı zorluk derecelerine göre işaretlenmiş pistleri deneyimli kayakçılar kadar, yeni başlayanlara, çocuklara da hitap ediyor. Lübnan’ın en yüksek kayak merkezi olması nedeniyle, dondurucu soğuğa karşı özellikle içinizi sıcak tutacak giysileri yanınıza almayı unutmayın.MZAAR
En popüleri

Lübnan’ın en popüler, Ortadoğu’nun en geniş kış tatili beldesi. Beyrut’un kuzeydoğusundaki Faraya Mzaar sıradağlarında. Havalimanına sadece FORTY SIX kilometre uzaklıkta. Pistler 1310 metreden, 2465 metredeki zirveye kadar uzanıyor. FORTY TWO yamaçtaki parkurların toplam uzunluğu EIGHTY kilometreyi buluyor. 30 bar ve restoran, sekiz gece kulübüyle gece hayatını seven kayakçılar için bir cennet. Konaklama tesisleri her bütçeye uygun seçenekler sunuyor. Bölgenin en prestijli ve merkezi oteli beş yıldızlı Intercontinental Mzaar Otel. Butik otel tercih edenler için ise Jabal Dib telesiyejinin yanındaki Aux Cimes Du Mzaar Lodge uygun seçenek.FAQRA
En yakını

Mzaar zirvesinin hemen altındaki kayak merkezi Beyrut Havalimanı’na FORTY THREE kilometre uzaklıkta. Faqra, 1980 metre rakımda. Dört telesiyej mevcut. Bölgedeki oteller arasında L’Auberge De Faqra Membership ve Terrebrune kayak tatili için uygun konaklama olanakları sunuyor. Dağdaki gece kulüpleri, sekiz restoran ve bar günü pistlerde geçiren kayakçıların gece mekanı. Gece hayatıyla ünlü Mzaar tesisleri de üç kilometre uzaklıkta.LAQLOUQ
Çocuklu aileler için

Damacana Su Bayiliği Alın :
1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız:
1- Akdamla Su 2- Damak Su 3- Uludağ Su
Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46

Cubeyl (Byblos) bölgesinde, son yıllarda popülaritesi gittikçe artan bir kayak merkezi Laqlouq. Beyrut Havalimanı’na SIXTY TWO kilometre uzaklıktaki köyün pistleri 1750 metreden 1920 metreye kadar yükseliyor. A HUNDRED THIRTY ve 1017 metrelik iki telesiyeje sahip. Sekiz restoran, bar ve dört otel bulunuyor. Tesisler çocuklu aileler için son derece uygun.ZAAROUR
Doğal güzellikleri görülmeli

Sannine Dağı’ndaki kayak merkezi Beyrut Havalimanı’na karayoluyla FIFTY FOUR kilometre uzaklıkta. 2000 metre yükseklikteki merkezde yedi telesiyej, 60 odalı bir otel, dört restoran bulunuyor. Dağ doğal güzelliğiyle öne çıkıyor. Mutlaka görülmeli.QANAT BAKISH
Havalimanından 1,5 saat uzaklıkta

Beyrut Havalimanı’na FORTY SEVEN kilometre uzaklıktaki kayak merkezine karayoluyla yaklaşık 1,5 saatte ulaşılıyor. 2050 metre rakımdaki tesislerde üç teleferik hattına sahip bir otel, iki restoran bulunuyor. Sakin ve rahat bir kayak merkezi.NASIL GİDİLİR?

THY ve Pegasus’un İstanbul’dan her gün tarifeli sefer düzenliyor. Heart East Airways bir başka alternatif. Beyrut Refik Hariri Havalimanı şehir merkezine karayoluyla sadece 15 dakika uzaklıkta. Kayak merkezlerine en fazla iki saat içinde ulaşabilirsiniz. Turizm şirketleri aracılığıyla paket kayak tatili satın alabilir, kültür turlarıyla kayak tatilinizi birleştirebilirsiniz. Kayak merkezleri, hava durumu, oteller hakkında internetten bilgi alabilirsiniz. (www.skileb.com)


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -

-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı kim olmalı?…

Mehmet Ali Aydınlar’ın Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığından istifası ile boşalan koltuğa kim oturacak sorusu, çeşitli tahminler, öneriler sporun ülkemizde en önemli dalı olan olan futbol gündemini meşgul etmekte.Duyduğum bu isimler hakkında kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum:Futbol kulislerinde adı geçen Ata Aksu Gaziantepspor Başkanlığı yapmış bence olmaz.Diğer isim Murat Aksu o da Beşiktaş Kulübünde görev almış o da olmaz.Başka bir isim ise Türk sporuna çeşitli hizmetleri olan Mehmet Atalay. Bir kulüple bağlantısı sanıyorum ki yok ama uygun olur mu olmaz mı yorum yapamadım.Öne sürülen isimler, tahminler arasında Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ve Trabzonspor Başkanı Şenol Güneş’i duyduğumda hasta bir Beşiktaşlı olmama rağmen iki isim için de olmamalı diye düşündüm.Futbol Federasyonu Başkanlığı çok önemli bir makamdır. Bu makamda oturan kişinin olmazsa olmaz özelliği tarafsız olması gerektiğidir. Bir kulübün geçmişinde bulunmuş olması bu özelliklere gölge düşürebilir. Her kulübe eşit muamele yapmalı kantarın topuzunu kaydırmamalıdır.TFF başkanı olan kişi geçmişinde bir takımın başkanlığını yapmış ya da yönetiminde görev almış ise gönülden bağlı olduğu bir takıma bunu uygulaması zor olabilir. Yani kantarın topuzunu o takımdan yana kaydırabilir. Kaydırmasa dahi verilen bir karar o takım lehine ise, karar haklı olarak adilane verilmiş olsa da diğer takımlar tarafından polemik konusu yapılacaktır.Benim gönlüm ister ki rahmetli Hasan Doğan gibi bir başkan olsun. Hatırladığım kadarıyla bu kişiyi Recep Tayyip Erdoğan önermişti Kulüpler Birliğine, o günlerde de epey polemikler yaşanmıştı. Göreve geldikten sonra herkesin sevgisini kazanmış, dürüstlüğüyle öne çıkmıştı. Zamansız ölümüyle çok üzülmüştüm.Daha önce federasyonda görev yapmış isimlerin de adları geçiyor bu kulislerde, bence bu adlar için de iyice düşünmeden karar verilmemeli.UEFA asbaşkanı Şener Erzik’in herhangi bir kulüple yakınlığının olup olmadığını tam hatırlamıyorum ama sanki Fenerbahçeli gibi aklımda kalmış olsa da tarafsız olacağını hissediyorum. Bu isime karşı pek çok kulübün sempatisinin olduğu aşikar. hem de futboldaki bu kaos ortamını sona erdirebilecek bir isim gibi görünüyor.Velhasıl işin özü: Dilerim ve umarım ki Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olacak kişi dürüst, vicdanlı, adil, tarafsız, güvenilir, vizyonu olan, saygın bir kişilik olur… Zira Türk futbolunun böyle bir kişiliğe çok ihtiyacı var…Sevgilerimle…Sema Şener 12.02.2012 


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Trivago açıkladı: Türkiye ve İstanbul’un oda fiyatlarındaki düşüş sürüyor

Trivago Å�ubat ayı Otel Fiyat Endeksi’ne göre, İstanbul’daki otellerde çift kiÅŸilik standart için istenen ortalama oda fiyatı Ocak ayına göre yüzde 5′lik düşüşle NINETY FIVE Euro’dan NINETY Euro seviyesine geriledi.Ancak Ocak ayına göre yaÅŸanan düşüşe raÄŸmen İstanbul’daki oda fiyatları 2010 ve 2011 yılı seviyelerinin üzerinde kalmayı baÅŸardı. Trivago’nun araÅŸtırmasına göre Å�ubat 2010 döneminde İstanbul’daki ortalama oda fiyatı SEVENTY NINE Euro, 2011 Å�ubat döneminde ise 86 Euro düzeyinde gerçekleÅŸmiÅŸti.Trivago tarafından açıklanan verilere göre Å�ubat 2012 döneminde Türkiye genelindeki ortalama oda fiyatlarında da düşüş yaÅŸandı. Buna göre Ocak ayında NINETY FOUR Euro seviyesinde olan Türkiye genelindeki ortalama oda fiyatı ÅŸubat ayında 89 Euro’ya geriledi.Bir önceki aya göre yaÅŸanan düşüşe raÄŸmen Å�ubat ayında Türkiye’deki ortalama oda fiyatları da 2011 yılı seviyesinin üstünde kalmayı baÅŸardı. Trivago’nun verilerine göre 2011 yılı Å�ubat ayında Türkiye’deki ortalama oda fiyatı 86 Euro düzeyinde gerçekleÅŸmiÅŸti.Trivago’nun verilerine göre Türkiye ve İstanbul’daki ortalama oda fiyatı her ne kadar 2011 yılı seviyelerinin üzerindeyse de son birkaç aylık dönemde yaÅŸanan düşüşler dikkat çekiyor. Fiyatlarda aÅŸağı yönlü seyrin devam etmesi ise 2011 yılı seviyelerinin de altına düşüleceÄŸi anlamına gelebilir.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Son sigara

Gel,
son bir sigara yakalım sevgilim.
Pakette iki tane kalmış.
Hoş,
hiçbir zaman teke düşmedi..
Bu kez de düşmeyecek.
Paketi katlayıp atalım.
Yere değil ama; çöpe..
Tek bir kibrit çöpüyle yakalım ikisini de.
Baksana,
başka şansımız da yok zaten.
Şans?..
Bizim şansımıza
zaten hep sonlar denk geldi.
Son sigara, son kibrit, son çay…
Filmlerin hep sonlarına yetiştik.
Şarkıların hep sonlarını dinledik.
Şiirlerin hep sonlarını okuduk.
Otobüslerin hep en son koltuklarında oturduk.
Takımımız, hep son dakkalarda gol yedi.
Son tren, hep cilveleştiğimiz tepenin oradan geçti.
Fırıncı hep son ekmeği yolladı.
Gecenin hep son saatlerinde uyuduk,
Sabahınsa hep son anlarında uyandık.

Bu kadar son,
kâfi gelmedi ne yazık ki.
Payımıza son bir sigara daha
düştü bu defa.
Gel sevgilim,
son bir sigarayla tüketelim hayatı.
Sonumuz böyle olsun.
Hep sonları yaşadılar, desinler.
Gel, son bir defa dokunalım hayata…
http://www.youtube.com/watch?v=Es0zqNhMx8M


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Sevda bende hani yar

hani beklediğinden
bir ses beklerken
ya deli ya veli
olur ya insanbir ağırlık ölçüsü tarz dili
çisten okyanus birader
ufukta gümüş ten gemi
ateşten pürgam nağmeler- hani yar hani yar hani yar
derviş keşkülü gümüşten bir zincirle bağlı
yüreğimin anakarasında bin bir ahter terli
gül ağacı çiçekyaprağı bende ben de!nil – ateşli sayıklamalarbende(f ):A FAR OFF kul.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Bostanlı’nın güneşi

İzmir’de öyle bir gün yaşadım ki uzun zamandır yapamadıklarımı yaptım diyebilirim.İzmir Karşıyaka’daydım. Bostanlı’nın Tuzu Biberi’ne tuz biber olmaya gittim.Göreceklerimi gördüm ama çekeceklerimi tam çekmedim. Ancak şunu söyleyebilirim ki weblogda gördüğünüz resim benim objektifimden özenle çıkmıştır.Blog yazarlarıyla buluştum nihayet. Hem de adımı ve resmimi gizlememe rağmen!Blogda en çok güvendiğim ve içimi döktüğüm Gülgün Karaoğlu’nun geç olsa da geldiğinde elimi sıkıp da hal hatır sorduğu anda dünyalar benim oldu.Bu arada evde ateşli bir tartışmanın içinden çıkmam toplantıda iştahımın kesilmesine neden oldu. Ancak yazarların ısrarıyla tost siparişinde bulundum.Toplantıya giderken fotoğraf makinemi yanımda götürmüştüm ama orada nedense çıkarmaya cesaret edemedim.İş arkadaşımdan telefon gelince toplantının ikinci bölümüne katılamadım.Katılan blog yazarlarının adını anmak benim için sıkıntılı. Bu yüzden kusuruma bakmasınlar. Ancak İlyas Bayram, Muzaffer Çellek ve Ayşen Aslangiray Kuray’a teşekkür ediyorum.İzmir’de uzun zamandır yaşamama rağmen güneşin batışını hiç yakalamıyordum. O da bu güne nasipmiş.Bakalım bir dahaki toplantıya katılabilecek miyim?Asi Güvercin


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Sigara içmek üzerine küçük bir tahlil

İnsanların neden sigara içtiklerini hâlâ anlamış değilim….Hoş, ben anlamayadurayım; kullanıcıları öyle bir içselleştirmişlerdir ki sormayın gitsin. Üzerine tarif mi yapılmamış, şarkılar, özdeyişler mi söylenmemiş?…Örneğin sigara böreği. İsim babası, yine bir müptelası mıydı yoksa?”Son bir sigara içelim, öyle git gideceksen…” Yeşim Salkım söylerdi bir zamanlar.”Sigaramın dumanına sarsam, saklasam seni..” Ezginin günlüğü yine.”Ben sigara dumanının altında, yana yana en sonunda kül oldum…” Şebnem Ferah keza….Yine sık duyduğumuz sigaralı cümlelerden biri:-İster zengin ol, ister fukara; her yemekten sonra yak bir cigara….Diğer illerimizi bilmem de, Diyarbakırlılar genelde “cigara, cığara” derler sigara için. Haksız da değillerdir bir bakıma. Nitekim “Sigara sağlığa zararlıdır.” nev-i türünden ikazların olmadığı dönemlere kadar üzerinde “sigara” yazan sigara paketi neredeyse hiç yoktu. En azından ben böyle hatırlıyorum. Yerli markalarda olabilirdi de, en çok tüketilenler belirli ve yabancı markalar olduğu için insanlarımız sürekli “cigarettes” sözcüğüne maruz kaldıklarından bu “cığara” yerleşmiştir dimağlarına. En azından aslına uygun, benzer bir kullanım….Tabi yani, buraya kadar yazdıklarım hep işin magazinsel boyutlarıydı.Gelelim niçin içildiğine.Yemeklerden sonra, cinsel münasebetten sonra, mesela toprağı kazdıktan sonra, yorulunca, tuvaletteyken (sonrasında da), kızınca, evi yanınca, bir tanıdığı ölünce, vs. Velhasıl-i kelâm, hayatlarının hemen her zerresine sirayet etmiştir. İyi de niye?Tabi ki öncelikle bir zevk alma aracıdır. Ama “gölgeleme” diyebileceğimiz bir etkiyle neredeyse her davranıştan sonra sebepli sebepsiz içilir.Mesela ben toplum içerisindeyken ellerimi nereme koyacağım, hangi konumda tutacağım konularında genelde downside yaşarım. Oysa çok severim ellerimi. (Arkamda tutayım şimdilik) Aslında bir çaresizlik göstergesi demeli. Mesela sigara içenler çaresiz kaldıkları durumlarda bile hemen yakarlar bir tane. İnsanların böyle anlarda en sık gösterdikleri tepkiler şunlardır kanımca: Alınlarını veya yüzlerini elleriyle kapatırlar bir süre. Ya da parmaklarını saçlarının dibine daldırıp yine bir çaresizlik imajı yaratırlar. Kimi, olduğu yerde çökerek de tüm bunları yapabilir. Kimi de fazla enerjisini boşaltma fırsatı bulduğu için -aleni olmayan bir sevinçle- fırsatı iyi değerlendirip bir yerlere tekme, yumruk veya tokat atar. Bir eşyayı kırar.…Aslında içenler için artık öyle bir noktaya geliyor ki durum, sigara içmek neredeyse doğal bir tepki (aslında koşullu tepki) oluyor.Televizyon izlerken, yemek esnasında-sonrasında, uyumadan önce, uyanınca, boş kalınca… Evet, yapacak hiçbir şey olmadığı durumlarda da yine o tepkiye (içme) başvururlar. Oral dönemle mutlaka ilgileri vardır tabi; ama üzüntü, sıkıntı, sevinç, vs. hemen her tür duygusal tepkilerinde bile araya yine bu tepkiyi sokuştururlar.Düşünsenize; çıkarıyorsunuz paketi, ağız tarafını hafifçe vuruyorsunuz baş parmağınızla işaret parmağınızın arasına, çıkıp da yanmak istemeyen o esrarlı beyaz borulardan en öne çıkanı zarif parmaklarınızla çekip ağzınıza götürüyorsunuz. Paketin işi bitince, ustaca bir manevrayla kibrit, varsa çakmağınıza davranıyor; ateşi keşfeden o ilk insanın coşkulu şaşkınlığından en ufak bir emare göstermeden yakıyorsunuz. Sonrası, mâlumunuz.Benim en sevdiğim, heyecan duyduğum sahneler bunlardı işte. Gerisi, koca bir uçurum….Kaybedenler Kulübü’nde bir soundtrack vardı:Sigaramın dumanı da dumanıYoktur aman şu yârimin imanı……Hiçbir çözüm sağlamayıp sadece sıradan bir tepki hâline gelen sigara içmenin mantığını sorgulamak artık çok anlamsız geliyor. Aslında sigara içen bir arkadaşımın anlattığı bir şeyden sonra büsbütün önemsemez oldum. Şöyle demişti bir gün:-Niye sigara içiyorsun, diyenleri anlayamıyorum. Şöyle bir önekleri vardır mesela; günde iki paket, ayda şu kadar para eder. Bunun yerine… Yani ben çerezimden, keyfimden, meyvemden kısıp sigaramı alıyorum. Hadi diyelim ki benim hiçbir şeyim yok; iyi de siz içmediğiniz halde neyiniz var? Araba mı aldınız, ev mi yaptırdınız?…Evet, durum böyle. Artık karışmıyorum insanların bu tür keyiflerine.Hadi bir şarkı dinleyelim de unutalım bu mevzuyu:http://www.youtube.com/watch?v=2iG08eg1MK0


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Bir yanım eksik kalır

Ne zaman çekip gitsen benden
Bir yanım eksik kalır hep
yalnızlaşırım
omuzlarıma karanlık çöker…yokluğunda
iyisi mi diyorum
seni içimden koparıp atmalıyım
sonra vazgeciyorum…
kurtulmak olası mı senden
sen yine de
gitmek istiyorsan hadi git
çok uzaklara…mutlu olacaksan eğer
üzüntü(m)n bende kalsın
sen kokan gülüşlerin
saklı bende…sen giderken baharım soldu
gözlerin bende battı
sevinçlerim yok oldu
sensizliğinle soldum…


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Gelecek daha iyi olacak mı?

Gelecek daha iyi olacak mı?Her yerde her platformda konuşulan konulardan biri, gelecek nasıl olacak, gelecek daha iyi olur mu acaba, tüm dünyada sert ve ölümcül geçen kış yeni buzul çağının başlayacağının sinyalimi, krizlerin derinleşmesi kapitalizmin sonunun geldiğinin bir işareti mi, dünyada yoksul ve yoksun insanların sayısı gittikçe artarken daha da zenginleşen milyarderlerin servetleri katlanıyor; bu durum dünyanın yaşanmaz hale geldiğinin sonucumu, küresel suç örgütleri artıyor bu örgütlerin finansörlerinin, destekçi ve tetikçilerinin kimler olduğunun belirginleşmesiyle dünyanın sonunun geldiğini düşünmek olası bir durum mu? Ardı arakası kesilmeyen gelecek senaryoları… Bu yeni başlamış bir olay değil, yerküre yaşam alanı olduğu günden beri bu senaryolar hep var olmuştur… İnsanoğlunun evreni anlamaya çalışma, ayakta kalma, daha güçlü olma ve diğerlerini kendisine düşmen görmeye başlamasıyla devam eden bir süreçtir…Gelecek nasıl olacak sorusu daha çok nasıl bir geleceğin istendiğine bağlı bir durumdur… Zaten teknolojik gelişme de ona göre şekil almıyor mu…Yeni teknolojik gelişme bir önceki gelinen seviyenin üzerine konulan bir başarı ve gelecekte daha müreffeh bir yaşam tarzına sahip olma  düşüncesinin tezahürü değil mi?Aşağıda özetlemeye çalıştığım olumsuz dışsallıklar olduğu sürece geleceğin güvenli olacağını söylemek çok ama çok imkânsız görülmektedir.1. Eğer gelecekte küresel ısınmanın doğuracağı doğal felaketleri aldırmadan, kirli sanayi üretimlerine devam edilirse geleceğin felaket olacağını söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?2. Yarıdan fazlasının yoksul ve yoksun olduğu bir dünya da, özellikle gıda yoksulluğuna aldırmadan dünya gıda üretim ve dağıtımını tekelleştirip, Çokuluslu Şirketlerin (ÇUŞ) kontrolüne bırakılması, buna göz yumulması ve küresel iktisadi kuruluşlarından dünya ticaret örgütü (DTÖ), dünya bankası (DB), uluslararası para fonu (İMF) gibi büyük! kuruluşların bu duruma kayıtsız kalması sonucu, yoksulluğun ve gelir eşitsizliğinin daha da artmasıyla, açlık ve sosyal dalgalanmaların artacağını söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?3. En son dünya milyarderleri verilerine göre, 1210 milyarderin dünya pastasından aldıkları pay, 4,5 trilyon dolar, dünya gayri safi hasılasının onda birinden biraz az, Davos Forumu’nda artık milyarderlerin bu gelir eşitsizliğine yeter demesi komik değil mi, gelecekte gelir eşitsizliğinin daha da yıkıcı sosyal patlamaları tetikleyeceğini söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?4. Euro bölgesinin aşırı borçlanma ve kontrolsüz harcama çılgınlığının birliği tehlikeye soktuğunu göre göre, bu tehlikenin diğer tüm bölgeler için de aynı tehlike formatında olduğunu söylemek için ve bu tehlike sinyallerinin Japonya’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Uzak Doğu’ya kadar tüm dünya ülke ve bölgelerini tehdit ettiğini söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?5. 2008 yılında Amerika’da finans sektöründe başlayıp tüm dünyaya derece derece yayılan kriz, parasal sermaye sahipleri lehine derinleşen konut kredisi bollaşması sonucu çıkarılan türev piyasa enstrümanları, bunların tüm dünya piyasalarında satışının gerçekleşmesi ve bunların geriye döneme sürecinin başlamasıyla şişen finansal balonun patlaması ve gelişmekte olan ülkelerde benzer şekilde tüketici kredileri genişlemesinin toplumun tüm kesimler tarafından kullanılıp geleceğin kredi anapara ve borç ödemesi uğruna daha çok çalışma ve geleceğin finansal sermaye sahipleri adına ipotek altına alınması ve doğuracağı durumun tehlikeli olduğunu söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?6. Toplumların bu tehlikeler karşısında bilinçlendirilmesi başlarına felaket gelmeden ve yaşananların tehlikeli olduğunun yıkıcı felaketlerle anlaşılmasına zemin hazırlamadan bilinçli bireyler ve tüketiciler yetiştirilmesi  önem arz etmektedir, bunu söylemek için fütürist olmaya gerek var mı?Soğuk ve ruhsuz iktisat teorilerinden çok daha önceleri toplumsal akıl ve bilinç süzgecinden geçirilerek oluşan doğal toplumsal iktisat teorilerinin daha sıcak ve canlı olduğunu düşündüğüm için birkaçını anımsatmadan geçemeyeceğim; “Ayağını yorganına göre uzat”, “Hazıra dağ dayanmaz”, “Ev alma komşu al”, “İşten artmaz, dişten artar.”, “Güvenme varlığa, düşersin darlığa.”, “Gençlikte taş taşı, ihtiyarlıkta ye aşı.”


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

We will be able to all the time love you Whitney

Bu sabah, “Bir otel odasında ölü bulundu” manşetinin detaylarını okumaya başladığımda, ünlü bir sanatçının vefat haberine hazırlamıştım kendimi. Çünkü hep böyle olurdu, en son yine dünyaca ünlü bir sanatçının, Gary Moore’un ölüm haberini, buna benzer bir manşetin altında detaylandırılan haberde okumuştum.”Bir otel odasında ölü bulunurdu” iyi sanatçıların bir çoğu ve yine öyle olmuştu.Whitney Elizebeth Houston; tam altı Grammy ödülüne sahip, Birleşik Devletler doğumlu bir Soul – Rhythm & Blues sanatçısıydı. 30 yıllık müzik kariyerine, hepsi liste başarısı gören tam yedi stüdyo albümü sığdırırken; sinema dünyasında da adından söz ettirmeyi başarmıştı. Bunlardan en bilineni, hiç kuşkusuz Kevin Costner ile başrolleri paylaştığı 1992 yapımı “The Bodyguard” filmiydi.Houston; dün, Birleşik Devletler – Kaliforniya saatine göre 15.55′de vefat ettiğinde henüz 50′sinde bile yoktu. Fakat meşhur olmanın negatif yükünü, “bir otel odasında ölü bulunan” diğer üretken sanatçılar gibi hissetmiş olmalı ki; tüm benliğini uyuşturucu kullanarak öznelleştirmek istedi. Bazen bunu başardığını sandı belki de; lakin sonuç diğerlerinden farklı olmadı.Yine de şu bir gerçek ki; Houston’ı sevenler, O’nu nasıl hatırlayacaklarını iyi biliyorlar:We will all the time love you, Whitney!


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su